spacer.gif (63 bytes)
>> EREĞLİ TARİHÇE
>> EREĞLİ KURUMLAR REHBERİ
>> EREĞLİ RESİMLERİ
>> EREĞLİ VİDEOLARI
>> EREĞLİ SPOR
>> EREĞLİ POSTA KODLARI
>> EREĞLİ LİNKLERİ
>> EREĞLİ UYDU GÖRÜNTÜLERİ
>> ECZANELER
>> NÖBETÇİ ECZANELER
>> İVRİZ
>> AKGÖL
>> OYUNLAR
>> EREĞLİ GÜNEŞ GAZETESİ
ZİYARETÇİ DEFTERİ  
ZİYARETÇİ DEFTERİNE MESAJ YAZIN  

LÜTFEN SİTEMİZ HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BİLDİRİN

Free Counter
Free Counter  
Toplist - Site Ekle  
spacer.gif (63 bytes)
Herakleia (Ereğli) (Konya-Ereğli)

Konya Ovası’nın güney-doğusunda, Orta Torosların kuzey-batıya yönelik sıraları önündeki Ereğli’nin , tarih süreci içerisinde oldukça eski geçmişinin olduğu, günümüze ulaşabilen kalıntı ve kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Tarihi kaynaklar Ereğli’deki yerleşimin İ.Ö.3000-2000 yıllarına rastlayan Hitit Döneminde ortaya çıkarmaktadır. Nitekim, Ereğli yakınındaki Canhasan’da, ilçe güneyindeki Torosların eteklerinde, İ.Ö. 7000-5000 arasına tarihlenen Neolitik Çağ eserleri ile, İ.Ö.3500’e ulaşan çanak çömlek, damga mühürler ve çeşitli el aletleri de bunu göstermektedir.
Buraya Heracieia Kybistra isminin verildiği tarihi kaynaklardan öğrenilmektedir. Kybistra sözcüğüne, Hitit kaynaklarında çok sık rastlanmaktadır. Prof.Dr.Bilge Umar, Kybistra’nın, bugünkü Ereğli olduğunu belirterek, sözcüğün etimolojik açıklamasını yapmıştır: Kybstra, aslında “İstra” (akarsu, akıntı) anlamında olup, oradan geçen İvriz Deresi’nin adlarından biridir. Bu adın başındaki “Kybi”nin, yazıt olduğu sanılır. Gerçekten de İvriz deresi’nin kaynadığı yerde, günümüze ulaşan luwi anıtında, Luwi hiyeroglifleriyle yazılmış bir yazıt bulunmaktadır.

Antik coğrafyacı Strabon ise, buradan Kybistra olarak söz etmiş ve Tyana şehri civarındaki dağ eteğinde bir yerleşime değinmiştir.

Heracicia sözcüğünün, mitoloji tanrılarından Herakles ile bağlantılı olabileceğini ileri sürenler olmuşsa da bu iddialar kesinlik kazanmamıştır. Bizans imparatorlarından Herakleios’un (610-641), burada onarım ve yapılanmaya gittiğinden de bu ismin yakıştırıldığı söylenmiştir. Oysa Ereğli sözcüğünün, antik çağlarda mitoloji tanrısı Herakles’e izafeten bazı kentlere verildiği bilinmektedir. Sonraki yıllarda Herakleia ismi verilen kentler Türkçeleşerek Ereğli’ye dönüşmüştür.

Ereğli bölgesi, Geç Hitit Krallık Çağında (İ.Ö.1180-700) önem kazanmış, Orta-Güney Anadolu’da Aramîleşmiş, Geç Hitit yapılarının anıtsal bir örneği olan İvriz kaya kabartmalarında, Fırtına tanrısı Tarhundas ile bölgenin kralı işlenmiştir. Ereğli İ.Ö.742-710’da Asurluların, daha sonra Perslerin (İ.Ö.546-533), Büyük İskender’in (İ.Ö.334-323) ölümünden sonra da Seleukosların egemenliği altına girmiştir. Özellikle Büyük İskender döneminde Hellenistik Çağda (İ.Ö.330-İ.S.30) Ereğli’de Kybiratis adlı bir kentin varlığından söz edilmişse de, yörede yeterli araştırma yapılmadığından, kentin nerede olduğu bilinmemektedir. Ancak, Ereğli müzesinde bulunan ve bu döneme tarihlenen, üzeri bezemeli kap kacaklar, siyah figürlü lekitoslar ve sikkeler bulunmaktadır.

Roma Egemenliği döneminde, Bugünkü Ulu Caminin bulunduğu yerde, Herakleia kenti kurulmuştur. Bu dönemde, Roma’nın kappadokia eyaletinin bir kenti olmuştur. İvriz Çayının tüm ovaya yayılışından, yerleşim yığma tepeler üzerine yapılmış ve bunların etrafı surlarla çevrilmiştir. Bizans döneminde ise, bu yerleşim, İmparator Herakleias tarafından daha korumalı bir konuma getirilmiştir. Ereğli’de, antik çağdan günümüze sadece İvriz Kaya Kabartmaları ulaşabilmiştir.

İvriz Kaya Kabartması
http://www.kenthaber.com/Resimler/2004/12/04/ivrizled-1.jpgEreğli’nin 17 km. uzağında, İvriz Köyü (bugün Aydınkent) sınırları içerisinde, İvriz çayı’nın kaynağının kenarında, kaya üzerine yüksek kabartma olarak Geç Hitit Krallık Çağı’nda (İ.Ö.1180-700) yapılmıştır.
Geç Hitit sanatının en önemli yapıtlarından olan, aynı zamanda Aramî, Asur ve Fryg etkilerinin görüldüğü Tuvana Krallığı’ndan günümüze gelebilmiş bu kabartmada, Fırtına tanrısı Tarhundas ile bölgenin kralı Varpalavas tasvir edilmiştir. Krala göre daha büyük ölçülerde tasvir edilen Tarhundas, ellerinde başaklar ve üzüm salkımı tutmaktadır. Böylece Tarhundas’ın aynı zamanda bolluk ve bereket tanrısı olduğu da anlaşılmaktadır. Tanrının karşısındaki kral ise daha küçük ve dua eder durumda tasvir edilmiştir. Giysiler de Geç Hitit sanatının özelliklerini yansıtmaktadır.

Kabartma anıtın yazıtında ise, Kral’ın şöyle dediği belirtiliyor: "Ben küçük bir çocukken buraya asma fidanları diktim. Tanrı onları korudu, onlar şimdi üzüm veriyorlar."

EREĞLİ - KONYA

Ereğli, Konya ilin güneybatısında yer alan Aksaray,Niğde ve Karaman'a sınırı olan ve il merkezine 147 km uzaklıkta bulunan ilçe.
Ereğli adını; Bizans İmparatoru Herakliyüs adı ise Yunan mitolojisinde yarı tanrılaşmış bir kahraman olan Herakles`ten gelmektedir. “Herakliyüs” kelimesi zaman içinde Türkçe'nin ses yapısına uygun olarak; Herakle > İrakle > Eregle.> Eregli.> Eregliyye > EREĞLİ şeklini almıştır. Evliya Çelebi SEYAHATNAME sinde ise I. Alaeddin Keykubad 'ın Ereğli`den bir sefer dönüşü geçerken Peygamber Pınarı denilen (şu anda Akhüyük köyünde bulunan) çamurun ,yaralı askerlerinin yaralarına şifa olduğundan dolayı buraya ERKİLİ (Ereğli ) dediği için adini buradan aldığı yazılır.
Tarih boyunca Hitit, Asur, Kimmer, Frig, Lidya, Pers, İskender İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu ve Bizans idaresinde kalan Ereğli, 9 asırda Bizans ile Abbasiler arasındaki mücadeleye sahne oldu. Anadolu Selçukluları zamanında Türklerin idaresine giren Ereğli Fatih Sultan Mehmet devrinde Osmanlı topraklarına katıldı. 20 asırda Bağdat Demiryolunun ilçeden geçmesi ile Ereğlinin önemi daha da arttı. Osmanlı Devletinin son döneminde Konya Vilayetine bağlı bir kaza merkezi olan Ereğli, cumhuriyet döneminde de Konya'nın ilçesi olma durumunu devam ettirdi.
Deniz seviyesinden 1054 m yüksekte bulunan Ereğli'nin nüfusu 128.000'dir(83.000'i merkezde). 2260 km² yüzölçümüne sahip ilçenin 6 belde belediyesi 44 köyü ve 36 mahallesi bulunmaktadır. İlçe halkının yarıdan fazlası geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. İlçenin en önemli akarsuyu İvriz Çayı üzerinde kurulu İvriz Barajı, Ereğli'de hem tarım alanlarını sulamakta ve içme suyu ihtiyacını da karşılamaktadır. İlçede baklagiller, sanayi bitkileri, meyve, sebze ve yem bitkileri yetiştirilmektedir. Ereğli’de yetiştirilen kirazlar bir bölümü ihraç edilmektedir.

Ereğli'de Selçuk Üniversitesine bağlı Ereğli Meslek Yüksekokulu, 1987 yılından beri eğitim faaliyetini sürdürmektedir.
Ulu cami, Ağalar Mescidi, Rüstem Paşa Kervansarayı, Roma Hamamı kalıntıları, çeşitli dömemlerde yapılmış türbeler ve köprüler ilçenin önemli tarihi esrleri arasındadır.
Ereğli yakınlarında bulunan İvriz Kaya Anıtı Hititlerden günümüze gelen önemli bir kültür mirasıdır.Ereğli sanayisi ve tarımıyla birlikte hızlı yükeliş icinde.Ayrıca yüz ölçümü ve nüfus acısından bazı illerden daha büyüktür.Ereğli beyaz kiraz üretimiğle dünya çapında söz sahibidir.

Ereğli’de Eğitim (2003-2004 yılı verileri)
75 İlköğretim okulu, 2 yatılı İlköğretim okulu, 1 Zihinsel Engelliler okulu ve 2 özel İlköğretim okulu ile birlikte toplam 79 ilköğretim okul bulunmaktadır. İlköğretimdeki toplam öğretmen sayısı 542, toplam öğrenci sayısı 21,621 dir.
İlçede 6’sı Genel Lise (Atatürk, Ereğli, Cumhuriyet, Belkaya, İvriz, Zengen Lisesi) 1’i Anadolu Lisesi, 1’i Anadolu Öğretmen Lisesi, 1’i Endüstri Meslek Lisesi, 1’i Kız Meslek Lisesi, 1’i Anadolu Ticaret Meslek Lisesi, 1’i Anadolu İmam Hatip Meslek Lisesi toplam 12 lise bulunmaktadır. Bu okullardaki öğretmen sayısı 724 olup öğrenci sayısı ise 9207’dır.
Yüksek öğrenim bazında ise Selçuk Üniversitesine bağlı Ereğli Meslek Yüksekokulu, Bilgisayar, Elektrik, İnşaat, Makine, Tekstil ve Elektronik Bilgisayar bölümlerinde, 2003-2004 öğretim yılında birinci öğrenimde 168 kız, 407 erkek, ikinci öğrenimde 70 kız ve 224 erkek olmak üzere toplam 869 öğrenci öğrenim görmektedir. Yüksekokulda 19 Öğretim Görevlisi ve 13 personel olmak üzere toplam 32 kişi ile hizmet vermektedir.

EREĞLİ SAZLIKLARI

Konum
Ereğli Sazlıkları,  Ereğli ilçe merkezinin 30 km batısında, Konya Kapalı Havzası içerisinde yer alır. Ereğli Alt Havza’sının ortasında bulunan Ereğli Sazlıkları; kuzeyde Karacadağ (2.025 m), güneyde ise Toroslar’ın Bolkar Dağları (3.524 m) ile sınırlanan, sığ bataklık, sazlık, tatlısu gölleri ve tuzcul stepten oluşan bir alandır. Konya ve Karaman il sınırları içinde yer alan Ereğli Sazlıkları, Bolkar Dağları’ndan gelen sularla (en önemlisi İvriz Çayı) ve yeraltı sularıyla beslenir.


Doğal Yapı
20. yüzyılın başından kalma topografik haritalarda, Ereğli’nin kuzey ve batısında 21.500 hektarlık bir sulak alan gözükmektedir. O dönemde sulak alan üç bölüme ayrılmıştır: Bugünkü Konya-Adana karayolunun kuzeyinde, Hortu (Sazgeçit) köyünün kuzeydoğusunda 12.000 hektarlık bir alan, Ereğli ve Adabağ köyü arasında 3.000 hektarlık bir alan ve Adabağ’ın batısında bugünkü 6.400 hektarlık Akgöl. Ancak günümüzde yalnızca Akgöl varlığını sürdürmektedir, diğer sulak alanlar yok edilmiştir. 1983’te Ereğli’nin kuzeyinde 1.200 hektar alan kurutulmuştur. Akgöl ise, tahliye kanallarıyla gelen fazla su ve birkaç yılın yağışlı geçmesi nedeniyle büyümüş, 1960’ların sonunda sadece bazı bölümleri sazlarla kaplı, büyük bir göl haline gelmiştir. 1982’den bu yana ise göldeki su seviyesi sürekli olarak düşmüştür. Bu süreç, sulak alana akan su miktarını 230 hm3/yıl azaltan İvriz Barajı’nın 1984’te tamamlanmasıyla hızlanmıştır. Göle su getiren doğal kaynaklardan bir diğeri ise, 1958 yılında Ayrancı Barajı’nın kurulmasıyla birlikte kesilmiştir. Günümüzde sulak alan, büyük ölçüde üç tahliye kanalının getirdiği suyla beslenmektedir. Üstelik, bunlardan birine Ereğli ilçesinin ve çevredeki endüstri tesislerinin arıtılmamış atıkları karışmaktadır. Diğer iki kanal, son 15 yılın sadece yedisinde su getirmiştir. Batıdaki tahliye kanalının önemi, Karaman’da 1988 yılında tamamlanan Gödet Barajı ile büyük ölçüde azalmıştır. Gelen su miktarındaki azalma sonucu sulak alan, bugüne dek bilinen en küçük haline gelmiştir. Binlerce hektar sazlık, bataklık ve çamur düzlüğü kurumuş, kısmen tarım alanına çevrilmiş, sazlıkların bir bölümü ise otlak yaratma amacıyla yakılmıştır.  


Sosyo-ekonomik yapı
Tarım, bölgedeki en önemli ekonomik sektördür. Buğday, şeker pancarı, meyve ve sebze başlıca ürünlerdir. Yonca, mısır gibi yem bitkileri, arpa, çavdar, nohut, bazı yerlerde kavun, karpuz, domates, kabak ekilmektedir. Bölgede bodur elma ve kiraz yetiştiriciliği artmaktadır. Türkiye’de üretilen 10.000 ton beyaz kirazın 9.500 tonu Ereğli civarında yetişmektedir. Yörede az miktarda armut da yetiştirilmektedir. Küçükbaş hayvancılık yaygındır. Sulak alana bağımlı bir diğer ekonomik etkinlik ise saz kesimidir. Kasım 1995 - Mart 1996 saz kesim döneminde, 50 alana karşılık gelen 250.000 bağ saz kesilmiş, bunların 170.000’i ihraç edilmiştir. Gölde birkaç tür balık bulunur, ancak hiç birinin ticari önemi yoktur.


Koruma Çalışmaları
Ereğli Sazlıkları 1992 yılında Doğal Sit Alanı, 1995 yılında ise Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. Alandaki başlıca sorunlar şunlardır:

  • Su Rejimine Yapılan Müdahaleler ve Alanın Kuruması : DSİ tarafından alanı besleyen su kaynakları üzerine yapılan Ayrancı (1958), İvriz (1984), Gödet (1988) barajlarının tamamlanmasıyla gölün beslenmesi durmuştur. Ayrıca, tahliye kanalları ve alanı besleyen en önemli kaynaklardan olan yeraltı sularının, tarımsal sulama amacıyla aşırı derecede çekilmesi sulak alanın çok büyük ölçüde kurumasına neden olmuştur.
  • Kirlilik: Tarımdan dönen sular, Ereğli ilçesinin atıkları, şeker, tekstil ve meyve suyu fabrikalarıyla çok sayıda kombina ve mandıranın atıkları, herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan 52 km uzunluğundaki bir kanal ileEreğli Sazlıkları’na taşınmaktadır. Günümüzde sazlıklara sürekli olarak su sağlayan tek kaynak olmasına rağmen, atık sular herhangi bir arıtıma tabi tutulmadığı için kirlilik yaratmaktadır.
  • Erozyon: Alana ulaşan su miktarındaki azalmalar sonucunda, bitki örtüsü zayıflamış ve çoğunlukla kurumuştur. Bununla birlikte, özellikle aşırı otlatmadan dolayı çayır ve meralar hızlı bir erozyon sürecine girmiştir. Ayrıca, rüzgar erozyonu  bölgede önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır
  • Sosyo-ekonomik sorunlar: Sazlıkların bilinçsiz ve kontrolsüz olarak makineyle veya elle kesilmesi ve yer yer yakılması yaban hayatını olumsuz etkilemektedir. Kaçak avcılık, yumurta ve yavru toplama yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Turbalıklar, yöre halkı tarafından yakacak olarak kullanılmaktadır.

Geçtimiz 10 yıl içerisinde Ereğli Sazlıkları için çeşitli yerel ve ulusal koruma girişimleri olmuş ancak bu çabalar herhangi bir planlama çalışmasına dönüşememiştir. 2005 yılından itibaren, Ereğli Sazlıkları, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi Projesi kapsamında, Sultansazlığı GEF-2 Proje Yönetim Birimi’nin yaygınlaştırma sahası olarak belirlenmiştir. Alanda başlatılan Yönetim Planı süreci halen devam etmektedir. Bu süreçte;  Konya ve Karaman’dan ilgili kamu kurumları başta olmak üzere, yerel STK’ların ve yöredeki köy muhtarlarının da katıldığı toplantılarda; alanın daha fazla tahrip edilmesinin engellenmesi ve mevcut sorunlara çözüm bulunması amacıyla Ereğli Sazlıkları Yönetim Planı’nın altlığı hazırlanmıştır.
Üç yıldır Konya Kapalı Havzası’nda çalışmalar yürüten WWF - Türkiye; yönetim planı sürecinde etkin bir şekilde yer almaktadır. Yönetim planı çalışmaları, DKMP Sulak Alanlar Şubesi, GEF-2 Sultansazlığı Proje Müdürlüğü - Kayseri İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Ereğli Kaymakamlığı, Ereğli Belediye Başkanlığı, ESKOD (Ereğli Sazlıklarını Koruma Derneği) ve diğer yerel kuruluşların desteği ile yürütmektedir.

 

spacer.gif (63 bytes)